X 20
Bugun...



AYNI GEMİDE OLMAYALIM, DENİZ’DE BULUŞALIM

​2001 kriziyle başladı, 2018 kriziyle bitiyor. Bir ara 2008 yılında “teğet geçirdiler” ama bu sefer kafamıza kafamıza iniyor her şey.

facebook-paylas
Güncelleme: 14-09-2018 16:53:11 Tarih: 28-08-2018 11:35

AYNI GEMİDE OLMAYALIM, DENİZ’DE BULUŞALIM

2001 kriziyle başladı, 2018 kriziyle bitiyor. Bir ara 2008 yılında “teğet geçirdiler” ama bu sefer kafamıza kafamıza iniyor her şey.

16 yıldır bu ülkeyi talan etmekten, babalar gibi satmaktan, gece yarısı pijamayla bile satarız demekten, yabancılar sırtında alıp götürmüyorlar ya memleketi demekten başka ne yaptılar?

Sözde Rahip Bronson krizi yüzünden yükseliyormuş dolar ve ilk defa bir ABD Başkanı para birimimize savaş açmış.

Peki bu rahibin Ekim 2016’da tutuklandığını düşünürsek dolar böylesine pervasızca yükselişi için neden 2 yıl bekledi?

Sorunun cevabı neden papazda ne de imam da! Sorunun cevabı 16 yıldır dolar ve euroyu kendi para birimimizden değerli gören zihniyette.

AKP döneminde yapılan özelleştirmelere şöyle bir göz atarsak ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacak:

-2005 Eylül’ünde Avrupa’nın en büyük 5. Rafinerisi, Orta Doğu ve Balkanların ise en büyük rafinerisi olan TÜPRAŞ özelleştirme kapsamında satıldı. “Yerli sermayedarlarımızdan” olan Koç grubunun Shell ile birlikte aldığı bu rafineri 4 Milyar 140 Milyon Dolara satıldı. Satan Türkiye Cumhuriyeti devleti alan Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük sermaye grubu ama bu alış-veriş para birimimizle değil dolar üzerinden yapıldı.

-2007 yılında PETKİM özelleştirildi.  Rus-Kazak ortaklığının kazandığı ihalenin bedeli 2.05 Milyar Dolar,

- Türk sanayisinin kalbi dediğimiz Ereğli Demir Çelik’i 2006 yılında özelleştirerek Ordu Yardımlaşma Kurumu’na (OYAK) sattık. Yine aynı durum vardı: satan Türkiye Devleti alan Türk askerlerinin kurduğu bir emeklilik fonu olan OYAK. Peki ne kadara satıldı dersiniz? 2 Milyar 770 Milyon Dolar, 

-2005 yılında Türk Telekom’u özelleştirdik. Özelleştirme bedeli 6 Milyar 550 Milyon Dolar.

Sattığımız her şeyi dolar cinsinden satmışız şimdi de, yabancı güçler masalıyla insanları oyalamaya çalışıyoruz.

Hadi sattıklarımızı anlamaya çalışalım da, “hizmet” olarak yapılan ihalelere bakalım:

-İstanbul’a dünyanın en büyüklerinden olan 3. Havaalanını inşa ediyoruz ve birkaç ay sonra açılacak. Ülke tarihinin en büyük ihalesinin bedeli ise, 22 Milyar 152 Milyon Euro,

-Osmangazi Köprüsü, maliyeti 1 Milyar Dolardır. Yapımına harcanan bu paranın tamamı aralarında Halkbank ve Vakıfbank gibi bankaların olduğu 9 bankadan AKP’nin verdiği gelir garantisi karşılığı kredi olarak verilmiş ve yüklenici firmanın cebinden hiç para çıkmamıştır. Köprü dahil otoyol 12 km, geçiş ücreti 35 Dolar+KDV’dir.

KDV hariç Osmangazi Köprüsü’nün günlük gelir garantisi 1 Milyon 400 Bin dolar, yıllık gelir garantisi ise 511 Milyon dolardır. Araç geçerse geçenlerden, geçmezse hazineden yükleniciye ödenecektir. Bu ödemeler her gün  için 15 Temmuz 2035 yılına kadar taahhüt edilmiştir.

Rakamları artık bir kenara bırakalım. Türk lirasının değer kaybında elbette ABD’nin payı var. Ancak yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi ülkeyi haraç-mezat satışa çıkaran AKP’nin ya da Türkiye’nin aç gözlü, doymak bilmeyen sermaye sınıfının payı yok mu?

Üretimden anladığı tek şey, beton dikilmedik yeşil alan bırakmayan, HES yapılmadık dere bırakmayan, tohum üretim merkezlerini kapatarak İsrail ve Hollanda’dan tohum alan, sanayiyi sadece montaj olarak gören bir anlayış elbette geldiği gibi gidecektir. Krizle gelen,  krizle gider!

Ne demişlerdi: “Ohal sayesinde grevlere anında müdahale ediyoruz, her şey patronlar için!”

Bu kriz emperyalist devletlerle pazarlık yapılarak geçiştirilemez. Pazarlık masasında ülkeleri bir gün dost- müttefik, bir gün düşman ilan ederek “bağımsızlık” kazanamazsınız.

Türkiye’de emeği ile geçinenler, ücretliler yoksuldur, her gün işten çıkarılma tehdidi ile karşı karşıyadır.

Traktörüne mazotu 5 TL’den alan emekçiyle, yatına mazotu 1.5 TL’den alan sermaye sahibini şimdi aynı gemiye bindirmeye kalkıyorlar:

“Nimette beraber olmayanlar, külfette ortak arıyorlar”

Bedel ödememiz isteniyor, ödeyeceğiz. Ama yapamadıklarımızın, eksik bıraktıklarımızın, beceriksizliğimizin bedelini, çürümüş bir düzeni değiştiremeyişimizin bedelini ödeyeceğiz.

Türkiye’yi bu hale getirenler bellidir, işçi sınıfının, emekçilerin, küçük esnafın, yoksul köylünün bir sorumluluğu yok. Onların tek suçu, tek sorumluluğu bu soygun düzenine, bu hırsızlığa göz yummalarıdır. Şimdi uyanma zamanıdır.

ABD emperyalizmine karşı mücadele aynı zamanda bu düzene karşı mücadeledir.

Bize bunu öğreten “Üç Fidan”ımızı asmış olsalar da…

O zaman yazımızı Amerikan 6.Filo’sunu denize döken DENİZ’in, idam sehpasındaki son sözleri ile bitirelim:

“Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye,

  Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği,

  Yaşasın işçiler, köylüler,

  Kahrolsun emperyalizm!”




Bu haber 4230 defa okunmuştur.


Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZAR Haberleri

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GÜNLÜK BURÇ
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
YUKARI YUKARI